
Yazı İçeriği
Günümüzde ses kayıtları, özellikle tehdit, hakaret, şantaj, aile içi uyuşmazlıklar ve iş ilişkilerinden kaynaklanan ihtilaflarda, olayın ispatı amacıyla en sık başvurulan araçlardan biri hâline gelmiştir. Akıllı telefonların ve dijital kayıt teknolojilerinin yaygınlaşması, bireylerin karşılaştıkları hukuka aykırı durumları anlık olarak kayıt altına alabilmesini mümkün kılmıştır. Bu durum, uygulamada “Ses Kaydı Delil Olarak Kullanılabilir mi?” sorusunun sıkça gündeme gelmesine yol açmaktadır.
Ancak ses kaydı alınması, yalnızca bir delil elde etme meselesi değildir. Aynı zamanda özel hayatın gizliliği, haberleşmenin korunması ve kişisel verilerin güvenliği gibi anayasal temel haklarla doğrudan temas eder. Bu nedenle, delil elde etme ihtiyacı ile bireyin temel hak ve özgürlükleri arasında hassas bir denge kurulması gerekir. Aksi hâlde, ispat amacıyla yapılan bir kayıt, kişinin kendisi açısından cezai veya hukuki sorumluluk doğurabilir.
Temel sorun şudur: Bir hakkın ispatı amacıyla alınan ses kaydı, her durumda hukuka uygun kabul edilmez. Kimi hâllerde bu tür kayıtlar, hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilirken, kimi hâllerde ise hukuka aykırı delil olarak nitelendirilerek yargılamada dikkate alınmaz.
Türk hukukunda ses kayıtlarının değerlendirilmesi; başta Anayasa, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri olmak üzere, yerleşik Yargıtay içtihatları ışığında yapılmaktadır. Bu çerçevede, bir ses kaydının hukuki sonuç doğurabilmesi için yalnızca içeriği değil, hangi koşullarda, nasıl ve hangi amaçla elde edildiği de belirleyici rol oynar. Uygulamada, gizli veya izinsiz alınan kayıtların durumu da bu genel çerçeve içinde ayrıca değerlendirilir.
Ses Kaydı Delil Sayılır mı?
Ses Kaydı Delil Olarak Kullanılabilir mi? Uygulamada en çok sorulan soruların başında; “Ses kayıtları mahkemelerde delil olarak kullanılabilir mi?”, “Ses kayıtları davada delil olarak kullanılabilir mi?”, “Gizli ses kaydı delil sayılır mı?” ve “Delil için ses kaydı almak suç mu?” soruları gelmektedir.
Türk hukukunda Gizli/İzinsiz Alınan Ses, Görüntü ve Video Kayıtlarının Delil Değeri, kaydın içeriğinden ziyade hangi şartlarda ve hangi amaçla elde edildiğine göre belirlenir.
Bu kapsamda, bir ses kaydının Ses Kaydının Delil Niteliği taşıyabilmesi için, kişinin kendisine karşı işlenen veya işlenmesi muhakkak olan bir suçu başka şekilde ispat etme imkânının bulunmaması ve kaydın ani, zorunlu ve savunma amaçlı olarak alınmış olması gerekir.
Bu nedenle, her ses kaydı otomatik olarak hukuka uygun kabul edilmez. Delil için ses kaydı almak, kural olarak özel hayatın gizliliğini ihlal veya haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir.
Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; kişinin kendisine yönelen bir tehdit, hakaret, şantaj veya benzeri bir hukuka aykırılığı ispatlayabilmesi için başka bir imkânı bulunmuyorsa, bu durumda alınan kayıtlar usulsüz ses kaydı olarak değerlendirilmez ve mahkemede delil olarak kullanılabilir. Dolayısıyla “usulsüz ses kaydı almak suç mu?” sorusunun cevabı, somut olayın özelliklerine göre değişir.
Ses kayıtları, hukuka aykırı şekilde elde edilmişse kural olarak delil olarak kullanılamaz; ancak kişinin kendisine karşı işlenen bir suçu başka türlü ispat etme imkânı yoksa ve kayıt zorunlu olarak alınmışsa, gizli veya izinsiz ses kaydı dahi mahkemede delil sayılabilir.
Türk hukukunda bu değerlendirme yapılırken Anayasa, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri birlikte ele alınmakta; özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza dairelerinin kararları belirleyici olmaktadır.
Bu çerçevede, bir ses kaydının delil olup olmayacağı değerlendirilirken yalnızca “kayıt var mı?” sorusu değil; kaydın nasıl alındığı, neden alındığı ve başka delil imkânı olup olmadığı da dikkate alınır.
Delil Kavramı ve Ses Kayıtlarının Hukuki Niteliği
Hukuk yargılamasında bir uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi, tarafların iddia ve savunmalarını delillerle ispat edebilmesine bağlıdır. Bu noktada özellikle teknolojinin gelişmesiyle birlikte gündeme gelen ses kayıtları, hem ispat gücü hem de hukuka uygunluk açısından en çok tartışılan delil türlerinden biri hâline gelmiştir.
Delil Nedir?
Delil, bir davada ileri sürülen vakıaların doğruluğunu veya yanlışlığını ortaya koymaya yarayan her türlü bilgi, belge ve bulgudur. Türk hukuk sisteminde deliller; hakimin kanaatini oluşturmasına yardımcı olan araçlar olarak kabul edilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’na göre deliller sınırlı sayıda sayılmamış olup; yazılı belgeler, tanık beyanları, bilirkişi raporları, keşif ve teknik kayıtlar gibi birçok unsur delil niteliği taşıyabilir. Ancak bir unsurun delil olarak dikkate alınabilmesi için hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması temel şarttır.
Önemli Nokta: Hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller, içerikleri ne kadar güçlü olursa olsun, kural olarak yargılamada dikkate alınmaz.
Ses Kayıtlarının “Belge / Delil” Olarak Konumu
Ses kayıtları, klasik anlamda yazılı belge niteliği taşımamakla birlikte, modern hukuk uygulamalarında teknik delil veya elektronik delil kapsamında değerlendirilir. Özellikle bir konuşmanın içeriğini birebir yansıtması sebebiyle, ispat gücü yüksek deliller arasında yer alabilir.
Ancak ses kaydının delil olarak kabul edilmesi; kaydın kim tarafından, hangi ortamda ve hangi amaçla alındığına doğrudan bağlıdır. Hukuk sisteminde ses kaydı, kendi başına otomatik olarak “geçerli delil” sayılmaz; elde ediliş biçimi belirleyici unsurdur.
- Taraflardan birinin konuşmaya bizzat katılması
- Konuşmanın gizli alan ihlali oluşturmaması
- İspat zorunluluğunun bulunması
- Başka şekilde delil elde etme imkânının olmaması
Bu kriterler sağlanmadığı takdirde, ses kaydı hukuka aykırı delil olarak nitelendirilir ve yargılamada dikkate alınmaz.
Hukuka Uygunluk – Hukuka Aykırılık Ayrımı
Ses kayıtlarının hukuki niteliğinde en kritik ayrım, hukuka uygun elde edilen kayıtlar ile hukuka aykırı elde edilen kayıtlar arasındadır. Bu ayrım yalnızca delilin kabul edilip edilmemesini değil, aynı zamanda kaydı alan kişinin cezai sorumluluğunu da doğrudan etkiler.
Genel İlke: Kişilerin rızası olmaksızın yapılan ses kayıtları, özel hayatın gizliliğini ihlal eder ve hukuka aykırıdır.
Bununla birlikte, Yargıtay içtihatlarında istisnai olarak; kişinin kendisine karşı işlenen bir haksız fiili veya suçu başka türlü ispat etme imkânı bulunmaması hâlinde alınan ses kayıtlarının, belirli koşullar altında hukuka uygun kabul edilebileceği belirtilmektedir.
Hukuka Aykırı Delil Yasağı ve Ses Kayıtları
Yargılamanın adil ve hukuka uygun şekilde yürütülebilmesi için, yalnızca doğru sonuca ulaşmak değil, bu sonuca hukuka uygun yollarla ulaşmak da zorunludur. Bu nedenle Türk hukukunda, delil elde etme sürecine ilişkin en temel ilkelerden biri hukuka aykırı delil yasağıdır. Bu ilke, özellikle izinsiz veya gizli şekilde alınan ses kayıtları bakımından büyük önem taşır.
Hukuka Aykırı Delil Yasağının Kapsamı
Hukuka aykırı delil yasağı, delilin elde edilme sürecinde temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesi hâlinde, bu delilin yargılamada kullanılmasını engelleyen anayasal ve yasal bir ilkedir. Türk hukukunda bu yasak, hem Anayasa hem de usul kanunlarıyla açık şekilde güvence altına alınmıştır.
Anayasa’nın 38. maddesi uyarınca, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. Benzer şekilde, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu da hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin yargılamada dikkate alınamayacağını açıkça düzenlemektedir.
Temel İlke: Delilin doğruluğu veya gerçeği yansıtması, tek başına onun hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.
Ses Kayıtlarının Hukuka Aykırı Delil Yasağı İçindeki Yeri
Ses kayıtları, doğası gereği özel hayatın gizliliği ve haberleşme özgürlüğü ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, kişinin rızası olmaksızın veya hukuki bir yetkiye dayanmadan alınan ses kayıtları, çoğu durumda hukuka aykırı delil olarak değerlendirilir.
Özellikle taraflardan birinin konuşmaya katılmadığı hâllerde, üçüncü kişiler arasında geçen bir konuşmanın gizlice kayda alınması, hem ceza hukuku hem de usul hukuku bakımından ağır sonuçlar doğurabilir. Bu tür kayıtlar, kural olarak yargılamada hiçbir şekilde dikkate alınmaz.
- Özel hayatın gizliliğini ihlal eden kayıtlar
- Haberleşmenin gizliliğini ihlal eden ses kayıtları
- Rıza olmaksızın alınan gizli kayıtlar
- Üçüncü kişiler arasındaki konuşmaların kaydedilmesi
Mutlak Ret mi, İstisna mı?
Hukuka aykırı delil yasağı, kural olarak mutlak nitelik taşır. Yani hukuka aykırı şekilde elde edilen bir delilin, sırf gerçeği ortaya koyduğu gerekçesiyle yargılamada kullanılmasına izin verilmez. Ancak uygulamada, özellikle ses kayıtları bakımından bu kuralın istisnai yorumlara konu olduğu görülmektedir.
Yargıtay kararlarında; kişinin kendisine yönelmiş bir tehdit, şantaj veya suç teşkil eden fiili başka hiçbir şekilde ispat etme imkânı bulunmaması hâlinde, yalnızca bu fiili belgelemek amacıyla alınan ses kayıtlarının, istisnai olarak hukuka uygun kabul edilebileceği ifade edilmektedir.
Ses Kaydının Hukuka Uygun Sayılabileceği Haller
Ses kayıtları kural olarak hukuka aykırı delil niteliği taşısa da, Türk hukukunda ve özellikle Yargıtay içtihatlarında, belirli koşulların birlikte gerçekleşmesi hâlinde bazı ses kayıtlarının hukuka uygun kabul edilebileceği istisnai olarak kabul edilmektedir. Bu değerlendirme, her somut olayın kendi koşulları çerçevesinde yapılır.
Kaydın Tarafı Olma Durumu
Ses kaydını alan kişinin, kayda konu olan konuşmanın bizzat tarafı olması, hukuka uygunluk değerlendirmesinde en önemli kriterlerden biridir. Kişinin kendi dahil olduğu bir konuşmayı kayda alması, üçüncü kişiler arasındaki konuşmaların gizlice kaydedilmesine kıyasla daha farklı değerlendirilir.
Yargıtay’a göre, kişinin kendisine yöneltilen tehdit, hakaret veya suç teşkil eden sözleri belgelemek amacıyla, tarafı olduğu konuşmayı kayda alması, mutlak bir hukuka aykırılık teşkil etmez. Ancak bu durum, tek başına yeterli olmayıp diğer koşullarla birlikte değerlendirilir.
Önemli Ayrım: Konuşmanın tarafı olmak, ses kaydını otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez; ancak değerlendirmede güçlü bir kriterdir.
Rıza Unsuru
Ses kaydının hukuka uygun kabul edilebilmesinin en açık yolu, kayda konu olan kişilerin açık veya örtülü rızasının bulunmasıdır. Rıza, kaydın alınmasından önce veya en geç kayıt sırasında mevcut olmalıdır.
Rızaya dayalı olarak alınan ses kayıtları, özel hayatın gizliliği veya haberleşmenin gizliliği ihlalini oluşturmaz. Bu nedenle, bu tür kayıtlar hem hukuka uygun delil niteliği taşır hem de kaydı alan kişi açısından cezai sorumluluk doğurmaz.
- Açık rıza ile yapılan kayıtlar
- Kayda başlandığının bildirilmesi
- Tarafların kayda itiraz etmemesi
Ani Gelişen Durumlar
Uygulamada en çok tartışılan durumlardan biri, ani gelişen ve planlanmamış olaylar sırasında alınan ses kayıtlarıdır. Kişinin, kendisine yönelmiş ani bir tehdit, şantaj veya suç teşkil eden fiil karşısında, önceden planlama yapmaksızın ses kaydı alması hâlinde, bu durum hukuka uygunluk değerlendirmesinde lehine yorumlanabilir.
Yargıtay, özellikle ani gelişen olaylarda kişinin soğukkanlı şekilde başka bir delil elde etme imkânının bulunmamasını dikkate alarak, bu tür kayıtların zorunlu savunma refleksi kapsamında değerlendirilmesini mümkün görmektedir.
Zorunluluk ve Son Çare İlkesi
Ses kaydının hukuka uygun kabul edilebilmesi için en kritik kriterlerden biri, zorunluluk ve son çare (ultima ratio) ilkesidir. Buna göre, kişi ancak başka hiçbir şekilde delil elde etme imkânı bulunmaması hâlinde ses kaydına başvurmuş olmalıdır.
Eğer tanık, yazılı belge veya resmi başvuru gibi alternatif yollar mevcutken ses kaydı alınmışsa, bu kayıt çoğunlukla hukuka aykırı delil olarak değerlendirilir. Buna karşılık, ses kaydı son ve tek ispat aracı ise, istisnai olarak hukuka uygun kabul edilebilir.
Gizli ve İzinsiz Alınan Ses Kayıtlarının Değerlendirilmesi
Ses kayıtları bakımından uygulamada en çok tartışma yaratan konu, gizli ve izinsiz şekilde alınan kayıtların hukuki kaderidir. Her gizli kayıt hukuka aykırı mıdır, yoksa bazı durumlarda delil olarak kabul edilebilir mi? Bu sorunun cevabı, kayıt alma şekli ve olayın koşullarına göre değişkenlik gösterir.
Gizli Kayıt Nedir?
Gizli kayıt, konuşmaya katılan diğer kişi veya kişilerin kayıt alındığından haberdar olmaksızın yapılan ses kayıtlarını ifade eder. Burada belirleyici unsur, konuşmanın taraflarının kayıt konusunda bilgilendirilmemiş olmasıdır.
Gizli kayıt, her zaman üçüncü kişiler tarafından yapılan dinlemeleri kapsamaz. Kişinin bizzat tarafı olduğu bir konuşmayı, karşı tarafın bilgisi olmadan kayda alması da gizli kayıt olarak değerlendirilir.
Ayırt Edici Nokta: Konuşmanın gizli olması değil, kayıt alma eyleminin gizli yapılması hukuki değerlendirmede esas alınır.
İzinsiz Kayıt ile Otomatik Hukuka Aykırılık İlişkisi
Genel kural olarak, kişilerin açık rızası olmadan yapılan ses kayıtları, özel hayatın gizliliğini ihlal eder ve hukuka aykırı delil niteliği taşır. Bu nedenle izinsiz alınan ses kayıtları, kural olarak yargılamada delil olarak kullanılamaz.
Ancak Türk hukukunda “izinsiz” olma durumu, her zaman otomatik şekilde hukuka aykırılık sonucunu doğurmaz. Özellikle kayıt alan kişinin konuşmanın tarafı olması ve belirli zorunlu koşulların varlığı hâlinde, bu kayıtların istisnai olarak hukuka uygun kabul edilebildiği görülmektedir.
Genel Kural – İstisna Dengesi: Rıza yokluğu kural olarak hukuka aykırılık doğurur; ancak bazı hâllerde üstün bir hukuki yarar bu sonucu bertaraf edebilir.
Yargıtay’ın Kabul Ettiği İstisnai Durumlar
Yargıtay içtihatlarında, gizli ve izinsiz alınan ses kayıtlarının çok sınırlı ve istisnai hâllerde hukuka uygun delil olarak kabul edilebileceği vurgulanmaktadır. Bu istisnalar, keyfi kayıt alma davranışlarını meşrulaştırmaz; yalnızca zorunlu hâlleri kapsar.
- Kayıt alan kişinin konuşmanın doğrudan tarafı olması
- Kendisine karşı işlenen bir suç veya ağır haksız fiilin varlığı
- Başka şekilde delil elde etme imkânının bulunmaması
- Kaydın ani gelişen bir durum içinde alınmış olması
- Kaydın yalnızca ispat amacıyla kullanılması
Bu koşulların birlikte gerçekleşmesi hâlinde, Yargıtay bazı kararlarında gizli ses kayıtlarını hukuka uygun delil olarak kabul etmiştir. Ancak bu değerlendirme, her olayda somut koşullara göre yapılır ve genişletici yorumdan özellikle kaçınılır.
Ceza Hukuku Açısından Ses Kaydı Almak
Ses kaydı alınması yalnızca delil hukuku bakımından değil, aynı zamanda ceza hukuku açısından da ciddi sonuçlar doğurabilecek bir eylemdir. Bir ses kaydının hukuk yargılamasında delil olarak kabul edilip edilmemesinden bağımsız olarak, kaydı alan kişi Türk Ceza Kanunu kapsamında suç işlemiş sayılabilir.
Bu nedenle ses kaydı meselesi değerlendirilirken yalnızca “delil olur mu?” sorusu değil, aynı zamanda “cezai sorumluluk doğar mı?” sorusu da mutlaka birlikte ele alınmalıdır.
TCK Kapsamında Suç Sayılan Haller
Türk Ceza Kanunu’nda, kişilerin haberleşme özgürlüğünü ve özel hayatını korumaya yönelik çeşitli suç tipleri düzenlenmiştir. Rıza olmaksızın ses kaydı alınması, olayın niteliğine göre bu suç tiplerinden birini oluşturabilir.
Temel İlke: Bir ses kaydı hukuka uygun delil sayılsa bile, cezai açıdan ayrıca değerlendirilir. Delil olarak kabul edilmesi, otomatik olarak suç oluşumunu ortadan kaldırmaz.
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal (TCK m.132)
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, kişiler arasındaki telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar veya elektronik iletişim araçlarıyla yapılan haberleşmelerin tarafların rızası olmadan dinlenmesi, kayda alınması veya ifşa edilmesi hâlinde gündeme gelir.
Bu suç tipinde belirleyici unsur, haberleşmenin iki veya daha fazla kişi arasında ve özel nitelikte olmasıdır. Telefon görüşmesinin gizlice kaydedilmesi, kural olarak TCK m.132 kapsamında suç teşkil eder.
Örnek: Tarafı olunmayan bir telefon görüşmesinin gizlice dinlenmesi veya kaydedilmesi, doğrudan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturur.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK m.134)
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişilerin özel yaşam alanına ilişkin seslerin veya görüntülerin rızaya aykırı şekilde kayda alınması hâlinde söz konusu olur.
Bu kapsamda; özel bir mekânda yapılan konuşmaların, gizli alanlara yerleştirilen cihazlar aracılığıyla kaydedilmesi veya ifşa edilmesi TCK m.134 kapsamında değerlendirilir.
Kritik Ayrım: Her özel konuşma haberleşme değildir; ancak her özel konuşma özel hayat kapsamına girebilir.
Kişiler Arasındaki Konuşmaların Kayda Alınması (TCK m.133)
TCK m.133, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların tarafların rızası olmaksızın dinlenmesi veya kayda alınmasını suç olarak düzenlemiştir.
Bu suç tipi bakımından önemli nokta, konuşmanın aleni olmaması ve kayıt alan kişinin konuşmaya taraf olup olmamasıdır. Konuşmaya taraf olmayan bir kişinin gizlice kayıt alması, suçun tipik hâlini oluşturur.
İstisnai Durum: Yargıtay uygulamasında, kişinin kendisine yönelen ani ve ağır bir hukuka aykırılığı başka türlü ispat edememesi hâlinde, konuşmaya taraf olarak aldığı kayıtların cezai sorumluluk doğurmayabileceği kabul edilmektedir.
Ses Kayıtlarının Yargılamaya Göre Kullanımı
Ses kayıtlarının hukuki değeri, hangi yargılama türünde ileri sürüldüğüne göre önemli ölçüde farklılık gösterir. Ceza yargılaması, hukuk yargılaması ve özellikle aile hukuku uyuşmazlıklarında, ses kayıtlarının kabulü ve değerlendirilmesi birbirinden ayrı ilke ve ölçütlere tabidir.
Bu nedenle bir ses kaydının “her davada aynı sonucu doğuracağı” yönündeki yaklaşım doğru değildir. Her yargılama türü bakımından ispat standardı ve hukuka uygunluk eşiği ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Ceza Yargılamasında Ses Kayıtları
Ceza yargılamasında temel ilke, hukuka aykırı elde edilen delillerin mutlak surette reddedilmesidir. Anayasa’nın 38. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, hukuka aykırı deliller hükme esas alınamaz.
Bu çerçevede, rıza olmaksızın veya gizli şekilde alınan ses kayıtları kural olarak ceza yargılamasında kullanılamaz. Ancak Yargıtay uygulamasında, kişinin kendisine yönelen ani ve ağır bir suç teşkil eden fiili başka türlü ispat etme imkânının bulunmaması hâlinde, konuşmaya taraf olarak aldığı kayıtların istisnai şekilde değerlendirilebildiği görülmektedir.
Ceza Yargılamasında Kural: Hukuka aykırı delil → hükme esas alınamaz. İstisnalar son derece dar yorumlanır.
Hukuk Yargılamasında Ses Kayıtları
Hukuk yargılamasında da hukuka aykırı delil yasağı geçerli olmakla birlikte, ceza yargılamasına kıyasla daha esnek bir değerlendirme alanı bulunmaktadır. HMK m.189 uyarınca, hukuka aykırı elde edilen deliller kural olarak dikkate alınmaz.
Buna rağmen, Yargıtay içtihatlarında; kişinin haklarını koruyabilmesi için başka hiçbir ispat imkânının bulunmadığı hâllerde ve ölçülülük ilkesine uygun şekilde elde edilen ses kayıtlarının, hukuk yargılamasında değerlendirilebildiği örnekler mevcuttur.
Hukuk Yargılamasında Yaklaşım: Hukuka aykırılık – menfaat dengesi ve ispat zorunluluğu birlikte değerlendirilir.
Boşanma ve Aile Hukuku Uyuşmazlıkları
Ses kayıtlarının en sık gündeme geldiği alanlardan biri boşanma ve aile hukuku davalarıdır. Aldatma, psikolojik şiddet, tehdit veya hakaret gibi iddiaların ispatında ses kayıtları sıklıkla delil olarak ileri sürülmektedir.
Yargıtay uygulamasında; eşin kendisine yönelen sürekli veya ani gelişen hukuka aykırı davranışları başka şekilde ispat edememesi hâlinde, konuşmaya taraf olarak aldığı ses kayıtlarının hukuka uygun kabul edilebildiği görülmektedir. Ancak bu kabul, her olayda otomatik değildir ve somut olayın özelliklerine bağlıdır.
Dikkat: Aile hukuku davalarında dahi, üçüncü kişilerin özel hayatını ihlal eden veya ölçüsüz kayıtlar hukuka aykırı sayılabilir.
İspat Gücü ve Hâkimin Takdir Yetkisi
Ses kayıtlarının yargılamadaki etkisi yalnızca hukuka uygunlukla sınırlı değildir. Kayıtların gerçekliği, bütünlüğü, bağlamı ve güvenilirliği de hâkim tarafından değerlendirilir.
Hâkim, ses kaydını tek başına kesin delil olarak kabul etmek zorunda değildir; diğer delillerle birlikte değerlendirerek serbest takdir yetkisi kapsamında karar verir. Gerekli görüldüğünde bilirkişi incelemesi ile kaydın montaj, kesinti veya manipülasyon içerip içermediği de araştırılabilir.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Senaryolar
Ses kayıtlarıyla ilgili hukuki tartışmalar, teorik çerçevenin ötesinde uygulamada tekrar eden belirli senaryolar etrafında yoğunlaşmaktadır. Özellikle kişilerin günlük yaşamda karşılaştığı uyuşmazlıklar, Yargıtay kararlarıyla şekillenen somut örnekler üzerinden değerlendirilmelidir.
Aşağıda yer verilen başlıklar, gerek ceza gerek hukuk yargılamasında en sık karşılaşılan ve en çok aranan ses kaydı senaryolarını kapsamaktadır.
Kişinin Kendi Konuşmasını Kaydetmesi
Uygulamada en çok karşılaşılan durum, kişinin bizzat tarafı olduğu bir konuşmayı karşı tarafın bilgisi olmaksızın kayda almasıdır. Bu hâlde kayıt, üçüncü kişiler arasındaki konuşmaların gizlice kaydedilmesinden farklı olarak değerlendirilir.
Yargıtay içtihatlarında; kişinin kendisine yönelen hukuka aykırı bir fiili veya suçu başka türlü ispat etme imkânının bulunmaması hâlinde, konuşmaya taraf olarak aldığı kayıtların istisnai şekilde hukuka uygun kabul edilebileceği belirtilmektedir. Ancak bu kabul, her durumda otomatik değildir.
Özetle: Kendi konuşmasını kaydetmek tek başına yeterli değildir; ispat zorunluluğu ve ölçülülük şartları birlikte aranır.
Tehdit ve Hakaretin İspatı
Tehdit ve hakaret suçları, çoğu zaman anlık ve sözlü olarak işlendiğinden, ispatı en zor suç tipleri arasında yer alır. Bu nedenle mağdurlar, yaşanan fiili kayıt altına alma yoluna sıklıkla başvurmaktadır.
Yargıtay uygulamasında; kişinin ani gelişen bir tehdit veya hakarete maruz kalması ve bu fiili başka şekilde ispat edememesi hâlinde, konuşmaya taraf olarak aldığı ses kaydının hukuka uygun delil olarak kabul edilebildiği kararlar bulunmaktadır.
Uygulama Notu: Önceden planlanmış, kurgulanmış veya provoke edilmiş kayıtlar bu kapsamda değerlendirilmez.
Eşler Arasındaki Konuşmalar
Eşler arasında geçen konuşmaların kayda alınması, özellikle boşanma davaları ve aile hukuku uyuşmazlıklarında sıkça gündeme gelmektedir. Bu tür kayıtlar, aldatma, psikolojik şiddet, tehdit veya hakaret iddialarının ispatında ileri sürülmektedir.
Yargıtay, eşin kendisine yönelen hukuka aykırı davranışları başka şekilde ispat edememesi hâlinde, konuşmaya taraf olarak aldığı kayıtları bazı durumlarda hukuka uygun kabul edebilmektedir. Ancak aile birliği içindeki özel hayatın gizliliği her olayda ayrıca değerlendirilir.
Dikkat: Ortak yaşam alanında dahi, sürekli ve sistematik kayıtlar hukuka aykırı kabul edilebilir.
Telefon ve Dijital Ortam Kayıtları
Telefon görüşmeleri, görüntülü aramalar, sesli mesajlar ve dijital uygulamalar üzerinden yapılan konuşmalar da ses kaydı delili kapsamında değerlendirilir. Bu tür kayıtlar, haberleşmenin gizliliği ilkesiyle doğrudan ilişkilidir.
Kişinin tarafı olduğu bir telefon görüşmesini kaydetmesi, yukarıda belirtilen zorunluluk ve son çare ilkeleri çerçevesinde istisnai olarak hukuka uygun kabul edilebilirken; üçüncü kişilerin görüşmelerinin kayda alınması kural olarak hukuka aykırıdır ve cezai sorumluluk doğurabilir.
Ses Kaydının Delil Sayılması ile İlgili Yargıtay Kararları
Snippet Odaklı Giriş:
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, başka şekilde delil elde etme imkânının bulunmadığı ani ve zorunlu hâllerde aldığı ses kayıtları hukuka uygun kabul edilebilmekte ve ceza ile hukuk yargılamalarında delil olarak değerlendirilebilmektedir.
E. 2023/1790 – K. 2023/11059 – T. 30.05.2023“Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkânının bulunmadığı durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması hukuka uygundur. Somut olayda başkaca delil elde edilmesine imkân bulunmadığından ses kaydı hukuka aykırı delil değildir.”
E. 2023/3087 – K. 2023/11820 – T. 22.06.2023“Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.05.2013 tarihli kararına göre, kişinin kendisine karşı işlenen suçla ilgili olarak başka türlü delil elde etme imkânı yoksa yaptığı ses kaydı hukuka uygundur ve delil olarak değerlendirilebilir.”
E. 2020/21558 – K. 2022/4776 – T. 15.02.2022“Kişinin kendisine yönelen hakaret ve tehdit eylemleri sırasında, ani gelişen olayda ve başka delil elde etme imkânı bulunmaması hâlinde yaptığı ses kaydı hukuka aykırı delil niteliğinde değildir.”
E. 2020/27919 – K. 2023/486 – T. 23.01.2023“Somut olayda ses kaydının, ani gelişen bir suç kapsamında ve başka delil elde etme imkânı bulunmadığı hâlde alındığı anlaşılmakla, hukuka uygun delil olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır.”
E. 2012/1270 – K. 2013/248 – T. 21.05.2013“Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, başka türlü delil elde etme olanağı yoksa, yaptığı ses kaydı hukuka uygun kabul edilmelidir. Bu kayıtlar hukuka aykırı delil kapsamında değerlendirilemez.”
E. 2021/4383 – K. 2023/2717 – T. 09.05.2023“Mahkeme kararıyla yapılan iletişimin tespiti ve kayda alınmasına ilişkin telefon görüşmeleri, kanuni şartların bulunması hâlinde delil olarak kullanılabilir.”
E. 2020/15017 – K. 2021/10397 – T. 20.10.2021“Ses kayıtlarının sanığa ait olup olmadığı uzman bilirkişi incelemesiyle tespit edilmeli, bu doğrultuda delil niteliği değerlendirilmelidir.”
E. 2023/4302 – K. 2023/3112 – T. 15.05.2023“Ses kaydının temin şekli hukuka aykırı olsa dahi, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi mümkündür.”
Yanlış Bilinenler ve Riskli Varsayımlar
Ses kayıtları konusunda uygulamada yapılan en büyük hatalardan biri, kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmesi ve hukuki değerlendirmelerin yüzeysel varsayımlara dayandırılmasıdır. Özellikle sosyal medya ve internet ortamında dolaşan bazı genellemeler, kişileri farkında olmadan ciddi cezai ve hukuki risklerle karşı karşıya bırakabilmektedir.
Aşağıda, uygulamada en sık karşılaşılan yanlış inanışlar ve bu inanışların neden hatalı olduğu hukuki çerçevede ele alınmaktadır.
“Tarafsam Serbesttir” Yanılgısı
Toplumda yaygın olan yanlış kabullerden biri, kişinin konuşmanın tarafı olması hâlinde her koşulda ses kaydı alabileceği düşüncesidir. Oysa Türk hukukunda konuşmaya taraf olmak, tek başına hukuka uygunluk sağlamaz.
Yargıtay uygulamasında, konuşmaya taraf olan kişinin kayıt alabilmesi için; ani gelişen bir durumun varlığı, ispat zorunluluğu ve başka delil elde etme imkânının bulunmaması gibi ek şartlar birlikte aranır. Bu şartlar yoksa, taraf olunmasına rağmen kayıt hukuka aykırı kabul edilebilir.
❌ Yanlış Varsayım: “Konuşmanın içindeysem kaydedebilirim.”
✅ Doğru Yaklaşım: Taraf olmak tek başına yeterli değildir; zorunluluk ve ölçülülük aranır.
“Delil Varsa Suç Olmaz” Düşüncesi
Bir diğer yaygın yanılgı, elde edilen ses kaydının güçlü bir delil niteliği taşıması hâlinde, kayıt alma fiilinin suç oluşturmayacağı düşüncesidir. Bu yaklaşım, hukuk sisteminde karşılığı olmayan son derece riskli bir varsayımdır.
Hukuka aykırı şekilde elde edilen bir ses kaydı, yargılamada dikkate alınmasa dahi; kaydı alan kişi açısından özel hayatın gizliliğini ihlal veya haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları gündeme gelebilir. Delilin varlığı, fiilin hukuka aykırılığını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Önemli Hatırlatma: Delil olarak kullanılamayan bir kayıt, cezai sorumluluk doğurabilir.
Sosyal Medyada Dolaşan Hatalı Bilgiler
“Savcılar bunu kabul ediyor”, “Yargıtay izin veriyor”, “Avukatlar böyle söylüyor” gibi genellemelerle paylaşılan sosyal medya içerikleri, çoğu zaman somut olaydan kopuk ve eksik bilgiler içermektedir.
Oysa ses kayıtlarının hukuki değerlendirmesi; olayın gerçekleşme şekline, tarafların konumuna, kaydın alınma zamanına ve amacına göre değişir. Bir olayda hukuka uygun kabul edilen kayıt, benzer görünen başka bir olayda tamamen hukuka aykırı sayılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ses kaydı nedir?
Ses kaydı; kişiler arasındaki konuşmaların veya ortam seslerinin teknik cihazlarla kayda alınması sonucu elde edilen ve rıza, ortamın niteliği ve kullanım amacı dikkate alındığında ceza ve delil hukuku bakımından hukuki sonuç doğurabilen dijital veridir.
İzinsiz (gizli) ses kaydı nedir?
İzinsiz (gizli) ses kaydı; konuşmanın taraflarının bilgisi ve rızası olmaksızın, aleni olmayan bir ortamda yapılan kayıt olup Türk Ceza Kanunu kapsamında haberleşmenin veya özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşturabilir.
Delil için ses kaydı almak suç mu?
Delil amacıyla ses kaydı almak kural olarak suçtur; ancak ani gelişen bir haksız fiilin başka şekilde ispatının mümkün olmadığı zorunlu hallerde ve planlı olmaksızın yapılmışsa istisnai olarak hukuka uygun kabul edilebilir.
Ses kayıtları davada delil olarak kullanılabilir mi?
Ses kayıtları; hukuka uygun şekilde elde edilmişse, kaydı alan kişi konuşmanın tarafıysa ve başka delil elde etme imkanı yoksa ceza ve hukuk davalarında delil olarak kabul edilebilir.
Kanıt için ses kaydı almak suç mu?
Kanıt için ses kaydı alınması; kişinin rızası olmadan ve planlı şekilde yapılması halinde suç oluşturur ancak kişinin kendisine karşı işlenen ani bir suçu başka türlü ispat etme imkanı yoksa hukuka uygunluk değerlendirmesi yapılabilir.
WhatsApp ses kaydı kanıt sayılır mı?
WhatsApp ses kayıtları; kayıt alan kişinin konuşmanın tarafı olması, içeriğin değiştirilmemesi ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmemesi şartıyla ceza ve hukuk davalarında delil olarak kabul edilebilir.
Kavgada ses kaydı almak suç mu?
Kavga sırasında ses kaydı almak; ani gelişen olayın ispatı için zorunlu olması ve önceden planlanmamış şekilde yapılması halinde hukuka uygun kabul edilebilir aksi durumda özel hayatın gizliliğini ihlal suçu gündeme gelir.
Ekran görüntüsü delil olarak kullanılabilir mi?
Ekran görüntüleri; hukuka uygun elde edilmesi, manipülasyon içermemesi ve teknik inceleme ile doğruluğunun tespit edilebilmesi halinde mahkemeler tarafından delil olarak değerlendirilebilir.
Mobbinge uğrayan kişi ses kaydı alabilir mi?
Mobbinge uğrayan kişinin ses kaydı alması; sistematik baskının ispatı için başka delil bulunmaması, kaydın savunma amacıyla alınması ve planlı hareket edilmemesi halinde hukuka uygun kabul edilebilir.
Ses kaydı kişisel veri midir?
Ses kayıtları; kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak tanımlayabilen biyometrik veri niteliği taşıdığı için, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel veri olarak kabul edilir.
İş yerinde ses kaydı yasal mıdır?
İş yerinde ses kaydı alınması; çalışanların açık rızası bulunmadıkça ve hukuki zorunluluk olmadıkça özel hayatın gizliliğini ihlal kapsamında değerlendirilir.
Ses kaydı hangi davalarda delil olarak kullanılabilir?
Ses kayıtları; ceza davaları, boşanma davaları, iş hukuku uyuşmazlıkları ve kişilik haklarına saldırı davalarında hukuka uygunluk şartları sağlanırsa delil olarak kullanılabilir.
Ses kaydı kesin delil midir?
Ses kaydı; kesin delil değil takdiri delil niteliğindedir ve hakim tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilerek hükme esas alınır.
Gizli ses kaydını savcılık nasıl değerlendirir?
Savcılık gizli ses kayıtlarını; hukuka uygunluk, elde edilme şekli ve suçun ispatına etkisi bakımından inceleyerek soruşturma dosyasına dahil edilip edilmeyeceğine karar verir.
İzinsiz ve gizli ses kaydı suç mu?
İzinsiz ve gizli ses kaydı alınması; kişiler arasındaki konuşmaların kayda alınması, haberleşmenin gizliliğinin ihlali ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturabilir.
Telefonda konuşmaların kaydedilmesi hukuka uygun mudur?
Telefon konuşmalarının kaydedilmesi kural olarak hukuka aykırıdır; ancak kişinin kendisine karşı işlenen ani bir suçun başka türlü ispat edilemediği ve yetkili makamlara başvurmanın mümkün olmadığı durumlarda istisnai olarak hukuka uygun kabul edilir.
Kavga izinsiz ses kaydı olarak mahkemeye sunulur mu?
Kavga sırasında alınan izinsiz ses kayıtları; ani gelişen olayın ispatı için zorunlu olması ve planlı şekilde yapılmaması şartıyla mahkeme tarafından delil olarak kabul edilebilir.
Ses kaydı özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna girer mi?
Ses kaydı; kişinin özel alanında, rıza olmaksızın ve hukuki zorunluluk bulunmadan alındığında özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşturur.
Ses kaydı incelemesi nasıl yapılır?
Ses kaydı incelemesi; bilirkişi tarafından, kaydın orijinalliği, montaj içerip içermediği ve konuşmacıların kimliğinin tespiti yapılarak gerçekleştirilir.
Ses kaydında değişiklik yapılırsa ne olur?
Ses kaydında değişiklik yapılması; delilin güvenilirliğini ortadan kaldırır, hukuka aykırı delil haline gelmesine ve kaydı sunan kişi açısından cezai sorumluluk doğmasına yol açabilir.
İzinsiz ses ve görüntü kaydı almak suçu ve cezası nedir?
İzinsiz ses ve görüntü kaydı almak; Türk Ceza Kanunu kapsamında, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak hapis ve adli para cezası yaptırımı öngörülen bir fiildir.
Gizli ses kaydı nedeniyle tazminat davası açılır mı?
Gizli ses kaydı nedeniyle; kişilik haklarının ihlali gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat davası açılması mümkündür.
Ses kaydını delil olarak kullanma şartları nelerdir?
Ses kaydının delil olarak kullanılabilmesi; konuşmanın tarafı olunması, başka delil bulunmaması, zorunluluk ve orantılılık ilkelerine uygun hareket edilmesi şartlarına bağlıdır.
Hukuka aykırı delil tamamen mi reddedilir?
Hukuka aykırı deliller; kural olarak hükme esas alınamaz, ancak sanığın lehine olması gibi istisnai durumlar doktrinde ve yargı kararlarında tartışılmaktadır.
Boşanma davasında aldatmanın ispatı için gizli ses kaydı delil sayılır mı?
Boşanma davasında gizli ses kaydı; aldatmanın ani şekilde öğrenilmesi, başka delil elde etme imkânının bulunmaması ve planlı kayıt yapılmaması halinde Yargıtay içtihatları doğrultusunda delil olarak kabul edilebilir.
Tarihi belli olmayan izinsiz ses kaydı delil olur mu?
Tarihi belli olmayan izinsiz ses kayıtları; ispat gücü zayıf, manipülasyona açık ve hukuka aykırı kabul edilme riski yüksek delil niteliği taşır.
Hakareti gizli ses kaydına almak suç mu?
Hakaretin gizli ses kaydına alınması; ani gelişen olayın ispatı için zorunlu olması ve planlı hareket edilmemesi halinde hukuka uygun kabul edilebilir.
Ses kayıtlarının delil niteliği nedir?
Ses kayıtları; takdiri delil niteliğinde olup hakim tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilerek hükme esas alınır.
Ses kaydı nasıl delil sayılır?
Ses kaydının delil sayılabilmesi; hukuka uygun şekilde elde edilmesi, içeriğin doğruluğunun teknik inceleme ile tespit edilmesi ve ispatla doğrudan bağlantılı olması şartlarına bağlıdır.
Kamera kaydı yaparak savcılık dosyasına sunmak suç mu?
Kamera kaydı yaparak savcılığa sunmak; delilin kaybolmasını önleme amacı taşıması, özel alan ihlali bulunmaması ve üçüncü kişilerle paylaşılmaması halinde suç oluşturmaz.
Sosyal medya ses kaydı delil sayılır mı?
Sosyal medya üzerinden elde edilen ses kayıtları; hukuka uygun şekilde paylaşılmış olması, içeriğin değiştirilmemesi ve başka delillerle desteklenmesi halinde delil olarak kullanılabilir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal eden ses kayıtları mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?
Özel hayatın gizliliğini ihlal eden ses kayıtları; kural olarak delil olarak kullanılamaz, ancak istisnai zorunluluk halleri yargı tarafından değerlendirilir.
Kendisine karşı işlenen bir suçla ilgili yapılan ses kaydı ne zaman hukuka uygun kabul edilir?
Kişiye karşı işlenen suçla ilgili ses kaydı; ani gelişen olayın ispatı için başka imkan bulunmaması ve planlı hareket edilmemesi halinde hukuka uygun kabul edilir.
Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin adil yargılanma hakkını ihlal etme riski nedir?
Hukuka aykırı delillerin kullanılması; adil yargılanma hakkını ihlal eder, yargılamanın sağlıklı yürütülmesini engeller ve verilen kararın bozulmasına yol açabilir.
Tek kayıt yeterli mi?
Tek bir ses kaydı; “olayın ağırlığı”, içeriğin açıklığı ve destekleyici delillerle birlikte değerlendirilerek mahkeme tarafından yeterli veya yetersiz kabul edilebilir.

İlk ve orta eğitim öğretim hayatını Rize’de tamamlamıştır. Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü mezunudur. Hukuk eğitimini Maltepe Üniversitesi’nde almıştır. Halen Maltepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku alanında yüksek lisans eğitimi görmektedir.


